Vitrin


İNCELE

Şamanlar Diyarı

İNCELEME: Bahattin CEYHAN

Öncelikle Barış Müstecaplıoğlu ve kitapları İngilizce dahil dokuz dile çevrilmiş bir yazar. Kitap fuarlarında uğraşmak istediğim yayınevi görevlilerine ders vermek istediğimde çoğunlukla ismini andığım yazarlardan biri bu sebeple. Türk Fantastik Edebiyatı yok diyen her Allah'ın kuluna verdiğim bir kaç isimden biri. Kesinlikle Twilight'dan Harry Potter'dan daha önce okunması gereken bir seri. Ufak bir detaya daha değinmek gerek ki; gerek Perg Efsaneleri gerekse bir nevi devamı Şamanlar Diyarı serilerinde sayfa sayıları birbirine çok yakın. Merak ediyorum yazar bunu nasıl başarıyor? Korkak ve Canavar 312- Merderan'ın Sırrı 320- Bataklık Ülke 328- Tanrıların Alfabesi 288- Şamanlar Diyarı 304- Keşifler Zamanı 288- Özgürlük Uğruna 280... 50 sayfalık fark yok? Kimi yazarın serisi devam ettikçe kitaplar ufalır da ufalır. Kimisinde tersine büyür de büyür... 


Gelelim kitaplara; Şamanlar Diyarı konusu itibari ile değişik bir fikir, ilgi çekici bir konu kesinlikle. Lakin kurgu olarak Perg' e benzemesi biraz da olsa rahatsız etti beni. İlk kitapta tam şamanlar sönük kalmış derken şaşalı bir sona ulaştı. Ama sevinmeyin, bir kaç tür yetenekle ikinci kitapta iki, üçüncü kitapta üç şamanı okuyacaksınız. Ki bu bakıma beklentim daha fazlasıydı. Yazarın tercihidir, saygı duyarım. Ayrıca dans ederek Kadim Diyara geçme fikri de bir acayip. Yogavari bir şeyle karşılaşmadığım için oldukça mutluyum. Kitapta kötü bir yönetime karşı azınlıkların savaşı var. İki ayrı ırk var. Delkar yönetimi halkına Nasra'ları kötülerken, Nasra'larsa bir nevi Filistin hesabı vurkaç taktiği ile saldırıyor ve köşe bucak saklanarak, köle gibi yaşıyor. Üçüncü bir ırk diyebileceğimiz Şamanlar ise tahmin edeceğiniz üzere Nasra'ların yanında.


İlk kitaptan başlayalım. Aslında ben üçüncü kitabın sonuna dek Olein'den de gizli bir şamanlık beklentisi içerisindeydim. İlk kitabın gizemli giriş bölümü abartılı tasvirleri olmasaydı harika olacaktı. Ama yine de oldukça ilgi çekiciydi ve sizi bir anda öyküye kaptırıyor. Kaye gibi bir karakterle tanışmak oldukça güzeldi bu kitapta. Tavrı itibari Zeyna'nın torunu varsaydığım Kaye bir süre sonra Şaman olarak karşımıza çıkıyor. Kaye ve Darok' u ben eski sevgili bekledim ama olmadı. Kardeş çıktılar. 


Zira kitapta Sera Om Talse şiirleri okumak ayrıca bir güzeldi. Sera Om Talse'yi Barış Müstecaplıoğlu sayesinde tanımak güzeldi. Ayrıca Olein aslında çokça okuduğumuz türden bir karakter olmasına karşın bulunduğu mevki üzere ayrıca harika bir karakter. Üzerine kitap yazılabilir. İkinci kitaptaydı sanırsam, Olein' e katılan düşünce ise harikaydı. Kimse ama kimse onu bir Şaman ve Nasra dostu hayal edemezdi. Nokta. 


İlk Kitabın Gelişme bölümünde savaşlar ve büyüler ön planda. Şamanlar ne zaman pırtlayacak diye bekleyip duruyorsunuz. Çok heyecanlı bir bekleyiş oluyor. Sahne değişimleri çok kısa aralıkla ve bariz olmasa da, güzel noktalarda oluyor. Gelişme bölümü bir nevi Şamanlığı tanıma evresi. Ki bana göre Şamanlar diyarı ve Keşifler zamanı yekpare bir kitap olmalıydı. Neden mi ilk kitabın 100-150 sayfası giriş ve sonrasıyla başlayan ikinci kitabın son 120-150 sayfasına değin bir gelişme bölümü ve Keşifler Zamanı'nın son sayfaları sonuç bölümü. Ama elbette ki bu bir kötüleme değil. Sadece benim düşüncem. 






Elbette ki kitap kitap ele aldığımızda Şamanlar diyarında 50-60 sayfalık bir sonuç bölümü bekliyor bizi. O 50-60  sayfa 5-6 sayfa gibi geliyor size. Heyecanla beklediğiniz şamanlar çıkıyor piyasaya. Daha doğrusu onları şaman yapan özellikleri... Daha önce de söylediğim gibi Olein gibi bir karakter umulmadık bir tavırla karşımıza çıkıyor. 


İkinci kitap Keşifler Zamanı'na gelecek olursak: Yeni karakterler gördüğümüz kitap bir bakıma tatmin edici. Harnan'lar en az Şamanlar kadar ilgi çekici bir tür. Ama seride öyle ahım şahım ön planda değiller, seri Şaman serisi olunca hak vermemek elde değil. Sevgili Barış abimizden onlara en azından bir kitaplık bir roman bekliyorum. Melkara oldukça sönük kalmış seride, en çok adının geçtiği kitap Keşifler Zamanı da olsa, karakter olarak oldukça sönük... Edebi tarafım yazara hak veriyor, duygusal tarafım oldukça hüzünleniyor böyle bir karakterin heba edilmesine. Sönüklük demişken Nar kuşlarını biraz daha abartılı anlatabilirdi yazar. 


Zannımca ikinci kitapta bir gelişme bölümü yok. Onun yerine ara öykü diyebileceğimiz Eymar'ın Kadim Diyar seyahati var. Kanımca oldukça uzatılmış. Gereksiz bir bölümdü. Sayfalarca bekledim ne zaman Harnanik' e dönecek bu kız diye. Ayrıca Merdaran'ın yanına onu hiç mi hiç yakıştıramadım. Üçüncü kitabın sonunda ufacık bir satırda göreceğimiz üzere Merderan gibi bir kahramana Olein gibi bir kahraman harika gider. Hatta bu öykü buradan yoluna devam etmeli. Eymar'ın Kadim Diyar'da Ruhyiyen'lerle cebelleşmesi size Mecnun'un çöl kabuslarını hatırlatabilir. Merderan'ı bu kitapta görmek oldukça güzel. Ama ne bileyim Perg'i beklemezdim. Elbette ki maceralarla ve zorluklarla dolu deniz yolculukları etkileyici. Onlar okutturuyor kitabı.


Sonuca gelelim. Evet pek çok roman serisinde de göreceğimiz üzere üzücü bir ikinci kitap sonu bekliyor bizi. Hiç mi mutlu değil son. Elbette mutlu bir son var. En azından Perg'i buluyorlar. İsmini vermek istemiyorum, yeni bir Şaman'a kavuşuyor seri. Enteresan olan Federasyonun kahramanların hepsini yakalayamaması. Ayrıca Federasyon büyücülerini bu kadar kolay baskın gelmesini beklemiyordum. Gafil'de avlamadılar... 


İlk kitabın kapağında Nazkor Ayısı Kaye'nin sudaki yansımasında insan görüntüsü var, güzel fikir. İkinci kitapta da benzer bir tabloda kaplan Eymar'ı görüyoruz. Lakin üçüncü kitabın kapağı bence en üretken, en iyi fikir. Kartal Darok'un gölgesindeki insan silueti. İlk iki kapak gerçeklikten uzak tam fantastik tablolardı. Üçüncü tablo ise anlatının gerçekliğini çok harika anlatıyor. Ertaç Altınöz saygılar. 


Üçüncü kitabın giriş bölümü iki kıta'nın hikayesi için umutla başlıyor. Sürükleyici ilerliyor. Eymar'ı sahnelerde aktif bir şekilde görmeye başlıyoruz. Kaye Şamanlığın erdemine ulaşmış gibi. Kaye'nin hayatına biri giriyor. Darok ise ilk kitaptan üçüncü kitabın sonuna dek süren kahraman tavırları ile yine aramızda. Bir nevi Perg kıtası keşfi diyebiliriz bu bölüme. 


Benim kalbim kitabın gelişme bölümünde güp güp etti. İlk kitaba göre sahne değişimleri kesinlikle daha hızlıydı. Kesinlikle daha harikaydı. Bir Perg'desiniz bir Delkarna'da... Yeni Olein'i zevkle okuyorsunuz burada. Onu diğer hali ile okumak ta güzeldi, ama böyle daha hoş olmuş. Perg tarafındaki savaşta harika kurgu var. Gerçekleri görememe durumu harika bir kurguyla sunulmuş. Delkarna tarafında ise tarihini unutmuşluk dersi vardı. Sonuç bölümüne ha geçti ha geçecek dediğimiz yerde Kadim Diyar'dan Ruhyiyenler geliyor iyiler tarafı tam yenik duruma düşmüşler harika süpriz oluyor. Benim burada bir beklentim vardı. Şu ana kadar yazdığım olumsuzluklar yazarın tercihidir. Benim olumsuz algıladığım durumlar olarak kabul görebilir. Lakin bu kurguyu yazarın kullanmaması büyük bir hata kanımca. Şöyle ki: Delkar kralı Torin olduktan sonra büyüklü küçüklü isyanlar bekledim. Hiç olmasa Perg-Delkarna savaşında böyle şeyler olsun istedim. Tam oldu dedim, meğersem o da değilmiş. 


Gelelim Özgürlük Uğruna'nın sonuna, gelelim Şamanlar Diyarı serisinin sonuna, gelelim Perg Efsanelerinin sonuna... Tekil kitap sonu olarak harikaydı. Oldukça iyi bir mutlu sondu. Bi yerde mutlu sonla bitmeyecek mi diyorsunuz. Ama yazarın harika bir dokunuşu var. Tekil kitap sonu olarak iki kıta da iki ayrı savaş sonu. Şamanlar diiyarı serisi olarak. Nasralar ve Şamanlar için güzel bir gelecek. İyi bir birliğin, emeğin mutlu sonu. Ama... Perg Efsaneleri -Şamanlar Diyarı karmasının sonuna gelecek olursa Perg Efsanelerine böyle bir son beklemedim ben. En azından Ruhyiyenlerle birlikte Merderan'ın da yeryüzüne inmesini beklerdim. Elbette ki yazarın tercihidir. 


Sevgili Barış Müstecaplıoğlu, tekrar söylüyorum Harnanlar için bir roman bekliyorum. Bizlere böyle iki güzel öykü sunduğun için teşekkürler. 


Kitaplar ve Müzikler: İlk kitabı okurken Umut Kaya'nın eski şarkıları takıldı kulağıma, Özellilke "Mor Yazma" İkinci kitabı okurken de kulağımda Umut Kaya vardı. "Neredesin" ikinci kitabın şarkısıdır diyebiliriz. Bu sihir üçüncü kitapta da bozulmadı. "Gün Olur Devran Döner" albümü kitaba eşlik etti. Özellikle, "Kalbimin Teli Koptu", "Senin Gibi Olsun" ve Olein'in şarkısı tabirim: "Gün Olur Devran Döner"

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile