Vitrin


İNCELE

Cydonia'da Kesişen Yaşamlar

altİNCELEME: Kadim GÜLTEKİN

Sercan Leylek’in bu yıl yayımlanan bilimkurgu türündeki kitabı Cydonia’ya kısaca değineceğim bu sefer…

Sercan Leylek İzmir doğumlu genç bir yazar. Eğitimini tamamladıktan sonra çalışmak için Norveç’e gitmiş ve yaşamını hâlâ orada sürdürüyor. Cydonia’yı da uzak diyarlardan bizlere ulaştırmış ve hiç de fena yapmamış açıkçası; keyifli bir okumaydı kesinlikle…

Cydonia, üç ana öyküye sahip ve merak dolu bir kitap. Kitabın ana karakterleri ise Beyrut’ta büyük bir sanat merkezinin güvenlik şefi olan Rafik, NASA’da astronot olarak görev yapan Sean ve Eowyn ve geçirdiği kaza sonucu yatalak kalan Norveç’li Stian. Bu karakterler etrafında dönen olaylar kitap boyunca ilmek ilmek işleniyor ve nihayetinde birleşiyor. Öyküler arasındaki bağın kurulması noktasını epey merak ettiğimi ve bunun da kitaba sürükleyicilik kattığını söyleyebilirim.

Rafik Beyrut’taki sanat merkezinde güvenlik şefliği yaparken, güvenlik kameralarındaki ilginç bir görüntüye denk geliyor; alt katlardaki koridorlardan birinde gölgemsi, yarı şeffaf bir figür gezinmektedir. Sanat merkezinin meşhur hayaletiyle böyle tanışır Rafik ve o andan sonra hayatı eski sakinliğini kaybedecektir. Arkadaşı Samet’le hayaletin gizemini çözmek için verdiği mücadele bizi kitabın sonlarındaki şaşırtıcı noktaya kadar getirecektir.

Stian ise yatalak vaziyettedir ve hayatta yapabileceği bir şey kalmamıştır. Hastabakıcısı Vietnam’lı Phoung onun yalnız yaşamına eşlik etmekte ve ihtiyaçlarını gidermektedir. Stian’la Phoung arasındaki durağan ve uyumlu ilişki bir anda bambaşka bir boyuta taşınacaktır. Bu, Stian’ı hayal bile edemeyeceği bir maceraya sürükler.

Sean ve Eowyn ise NASA’nın yürüttüğü önemli bir projede görev alırlar. Görevleri Mars’taki eski uygarlıkların izlerini sürmek ve Dünya’ya önemli bilgilerlealt dönmektir. NASA Mars’ta çok önemli ve gizemli bir keşif yapar. Bu keşfin gerisindekileri Sean ile Eowyn çözecektir ama katıldıkları macerada karşılaştıkları, beklediklerinin çok ötesinde olacaktır…

Karakterlerin başlarından geçen bu olaylar farklı zaman diliminde gerçekleşmektedir. Ama kitabın sonlarında başarılı bir şekilde hikâyeler birbiri ile kesişir. Yazarın bu konudaki başarısını tebrik etmek gerek. Oldukça iyi bağlamış olayları…

Kitaba sade ve kolay okunan bir dil hâkim. Yazar son derece tutarlı bir şekilde sunmuş olayları. Aşırılıklar, eksiklikler, eğreti duran yönler yok. Kitap belli bir hedefe doğru emin adımlarla ilerliyor. Yerli fantastik kitapların bazılarında göze çarpan tutarsız hikâye anlatımı sorununun yakınından bile geçmemiş Cydonia.

Yazarın kurduğu atmosfer okuru kitaba bağlıyor kısa sürede. Kitabının sonunun epey tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Son kısımlar hızlı bir şekilde kaleme alınmış olsa da okurda tam doygunluk hissi yaratıyor.

Kitabın sayfa düzeninde bazı aksaklıklar göze çarpıyor. Yayınevi kitabı baskıya gönderirken ufak tefek şeyleri gözden kaçırmış. Mesela her bölüm normalde yeni bir sayfada başlarken, bazı bölümlerin son kısımları, diğer bölümün başlarına kaymış. Rahatsız edici görüntü oluşturmuş bu ama tabii teknik bir aksaklık. Kitap ikinci baskısını yaptığı takdirde düzeltilecektir.

Bir de artık yerli fantezi edebiyatının illeti olan konuşmalarda noktalama işareti kullanımı sorunu burada da var. Ne yazık ki yazarlarımız bu konudaki sorunu aşamadılar hâlâ. Kitapta modern yazım tarzının aksine, hem konuşma işareti hem de tırnak işaretinin birlikte kullanıldığı konuşma metinleri mevcut. Gereksiz bir kalabalık oluşturmuş bu. Nokta ve virgül kullanımındaki hatalar da buna ek olarak mevcut.

Ayrıca kitapta tek bir Türk karakter olmamasını da yadırgadım açıkçası. Bilimkurgu kitaplarında artık yer almamız gerektiğini Orkun Uçar’ın, “Bilimkurgu romanlarında yer alamayan milletler gelecekte de varlıklarını sürdüremezler,” sözüyle birlikte sık sık dile getiririm. Kitabın bir bölümünde Türk ordusuna rastlasak da, ana karakterlerden birinin Türk olmasını dilerdim açıkçası.

Sonuç olarak, bizi asıl ilgilendiren konu ve kurgu kısmında başarıyı yakalamış yazar. Yeni kitaplarının gelmesi dileğiyle…

 

Yorumlar  

 
+2 #1 2012-08-13 23:06
sayın kadim bey kitap hakkındaki yorumlarınız içinçok teşekkürler.Ayrıca da kitabın analizini çok güzel yapmışsınız en sonunda kitapta niye bir türk kahraman yok,haklısınız ama şifreli de olsa var oda beyrutta ki raif o yer aslında Türkiye ve raif de aileden biri mekan ise izmirde bir sanat merkezi ve kitapta geçen olaylar da gerçek sadece olan patlama yazarımızın altıncı hissi çok kuvvetli norveçte çalıştığı şirketin önünde olan patlamayı bir yıl önce hissetmesidir. Hatırlarsanız Oslo da 23 temmuz 2011 de 77 kişiyi katleden brevik olyıdır. saygılarımla. Ayhan LEYLEK ...kARAGÖZ GÖLGE OYUNLARI SANATÇISI
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile