Vitrin


İNCELE

Hayal Tozu Gölgecisi'nden Fantastik Esintiler

İNCELEME: Kadim GÜLTEKİN

Sadık Yemni… Nam-ı diğer Hayal Tozu Gölgecisi… Türk fantastik edebiyatının hayal gücü çağıldayan son derece üretken yazarlarından birisi olan Yemni’nin üç kitabının bahsini birlikte edeceğim bu sefer.

Sadık Yemni’nin yazım tarzının büyük bir hayranı olarak, yazdığım bu metin yazara övgüler düzmekten öteye gitmeyecek sanırım.

Böyle bir kalemin ve hayal gücünün edebiyatımızda var olmasını büyük bir şans olarak görüyorum. Yıllardır belli bir noktaya gelmesi için çabaladığımız yerli fantezi edebiyatını alıp sürükledi resmen. Bu alanda, fantastik edebiyat geçmişimize bakarsak epey eski olduğu söylenebilir. Ama yazarın üretkenliğinin tavan yaptığı sürecin son birkaç yıl olduğunu görüyoruz. Bu yazıda ele alacağım “Hayal Tozu Gölgecisi”, “Sokaklar Benim Yeniden” ve “Akisfer” kitapları da bu sürecin ürünleri.

İlk kitabımızdan başlayalım:

“Hayal Tozu Gölgecisi” yazarın öykülerinin yer aldığı kısa bir kitap. Yemni’nin öykücülüğe yeni adım attığı dönemde ortaya çıkan bir eser. Kitabın sonunda yazar kendisini bir roman yazarı olarak tanımlıyor. Ama ben açıkçası okuduğum onca metinden sonra onun bir roman yazarı mı öykü yazarı mı olduğunu, hangisinde daha ilerde bulunduğunu kestiremiyorum. Her ikisinde de muazzam bir güce sahip. Ha bir de kısa romancılığı var…

“Hayal Tozu Gölgecisi” adı yazarın kendine taktığı bir çeşit ikinci ad. Öykülerini de bu isim altında toplamış. Kitapta birbirinden güzel 9 öykü yer alıyor. Fantezi ve bilimkurgu türündeki öyküler bildiğim kadarıyla Yemni tarafından 2005 – 2009 yılları arasında yazılmış ve öykü üretiminin ilk aşamalarına denk geliyorlar. 2009’dan bu yana yazılan onlarca öyküyü düşününce üretimin düzeyi gerçekten dudak uçuklatıcı. Yürüttüğüm bir öykü çalışmasında yazarın başka öykülerini de okuduğumdan öykülerin çokluğuyla niteliğinin doğru orantılı olduğunu net bir şekilde görebilme fırsatını yakalayabildim. Kısa sürede ortaya çıkan eserler olmalarına rağmen her biri okuru sarıp sarmalıyor ve yazarın hayal dünyasının muazzamlığına olan hayranlığınız bir kat daha artıyor.

“Hayal Tozu Gölgecisi”ndeki öyküler de aynı şekilde zengin bir hayal gücünün ve kıvrak bir zekânın ürünleri. Öte yandan elbette ki yazarın kendine has üslubunun tadına bunlarda da varabiliyorsunuz. Sadık Yemni lügatimize pek çok yeni ve ilginç kelime kazandırmasıyla bilinir ve bu kelimelerin öykü ve romanlarında canlı kanlı bir şekilde karşınıza çıktığını görmek güzel bir his.

Kitaptaki öykülerin isimleri şunlar: Ruh Vestiyeri, Bakış Ressamı, Akaşanlar, Dünya Hrönir Cumhuriyeti, Bekleme Odası, Sokaklar Benim Yeniden, Yak ve Git, Nefesçil, K2kirik ve Gece… Zaten öykülerin adına dahi bakınca sizi ne kadar olağandışı maceraların beklediğini anlayabiliyorsunuz.  Bekleme Odası’nı daha önce “1002. Gece Masalları” isimli kitapta okumuş ve epey beğenmiştim. Yemni’nin tarzıyla ilk tanıştığım zamanlardı. Diğer öykülerin kalitesinin de ondan geri kalmadığını belirtmem gerek.

İkinci kitabımız ise “Sokaklar Benim Yeniden”. Fark ettiğiniz üzere yukarıda bahsi geçen kitapta da aynı isimli bir öykü var. “Sokaklar Benim Yeniden” bu öykünün romana çevrilmiş hali. Yazar macerayı kısa roman boyutuna getirmiş ve çok daha keyifli bir eser çıkarmış ortaya. Yemni’nin pek çok öyküsünün aslında roman olabilecek düzeyde olduğunu birçok kişi bilir. Her öyküde koca bir kitaplık konular işlenir neredeyse ve yazar bazı öykülerini romana çevirse bile bize birkaç yıl daha yetecek bir macera sunabilir.

“Sokaklar Benim Yeniden” genç karakterin başrolde olduğu ve baştan sona merak düzeyi yüksek bir kitap. Tüm dünyada elektronik cihazlar aniden dururlar. Ne arabalar ne de elektrikli aletler çalışmamaktadır, piller garip bir şekilde hızla tükenirler ve hayat bir anda duruverir. Olaylar İstanbul Kadıköy civarlarında geçer. Teknolojinin bir anda işlevsiz kaldığı bir ortamda hayatın kaosa sürüklenmesi pek de uzun sürmeyecek bir süreç gerektirecektir. Bilgisayar canavarı karakterimiz Ergin de bu gizemi çözmek ve yaklaşan fırtınayı durdurmak için harekete geçer.

Yazar bu kitapta hayatın anlaşılmaz bir nedenden dolayı durduğu bir dünyanın resmini çizerken yine kendine has enstrümanlar kullanır. Olaylar okuru zapt altına alan bir merak duygusu eşliğinde ilerler. Devreye birtakım tuhaf karakterler ve durumlar girer ve sayfalar ilerledikçe fantezinin de dozu artar. Uzunluğunu göz önüne getirince, 152 sayfaya rağmen tatmin edici bir eser olduğunu söylemek mümkün.

Son kitabımız ise “Akisfer”.

“Akisfer” yazarın bilimkurgunun daha da derinlerine girdiği ve başka bir evrenin öyküsünün anlattığı bir kitap. “Akisfer” isimli gezende ünlü bir yazar olan Metu’nun öyküsüne konuk oluyoruz bu sefer.

“Akisfer” bu 3 kitap arasında en beğendiğim ve beklentilerimin çok çok üzerinde olan bir kitap. Başka bir gezegene ait bir hikâye düşüncesi heyecan vericiydi ama nihayetinde bilindik bir konuydu. Yazarın özgün tarzının burada kendini nasıl göstereceğini epey merak etmekle birlikte, kitabı bitirdikten sonra beklentilerimin düşük kaldığını fark ettim. Yemni gerçekten ustaca bir iş çıkarmıştı ortaya.

“Akisfer”in aksiyon dozu yüksek bir kitap olmadığını en başta belirteyim. Heyecan tozu tavan falan yapmıyor ama kitap kesinlikle elinizden düşmeyecek kadar içine alıyor sizi. Sadık Bey, efsaneleriyle, deyimleriyle, atasözleriyle, tarihiyle yaşayan bir evren meydana getirmiş. Bize büyük ölçüde benzeyen bu gezegenin en önemli farkı ortasından şeffaf bir sınır geçmesi. Yani gezegeni kuzey ve güney olarak ikiye bölen ve asla aşılamayan şeffaf bir sınır var. İnsanlar kuzeyde yaşıyorlar, güney ise el değmemiş toprakları barındırıyor. Sınırın gezegenin tarihinde ve toplumların yaşayış biçimindeki payı çok büyük. Sınırdan doğan efsaneler, mücadeleler tarihin akışını epey etkilemiş.

Metu isimli karakterimizin dünyasına konukluk ederken bir yandan da Akisfer’in dününü bugününü öğreniyoruz. Yazar Metu ve diğer karakterleri okura oldukça başarılı bir şekilde sunmuş. Onları iç dünyalarıyla tanıyor ve benimsiyorsunuz. Yabancı bir gezegenin yabancı varlıklarını tepeden izlemiyor, onların içine, duygu dünyalarına kadar iniyorsunuz. Metu ve diğer yan karakterleri çok hızlı olmayan ama kesinlikle sürükleyici bir maceranın içinde iyice tanıyorsunuz. Bunlarla birlikte yarıgezegenin toplumsal yapısını da ara öykülerle öğreniyorsunuz.

Kitabın vardığı nokta epey başarılı. Başta yazarın klişe bir noktada kitabı sonlandıracağını düşünüp biraz endişelendim ama Yemni yine kıvrak zekâsıyla işin içinden çıkmış ve bilindik diyebileceğimiz bir sonu farklı kılmayı başarabilmiş. Çok kısa sürede okuduğum bu yaklaşık 250 sayfalık kitabın üzerimde hatırı sayılır bir etki bıraktığını itiraf etmeliyim.

Daha okuyacak pek çok Sadık Yemni eseri olduğunu bilmenin huzuruyla, bu metni burada noktalıyorum. Herkese iyi okumalar…

 

Yorumlar  

 
+2 #1 2012-07-24 08:41
Çok güzel ve keyifli bir inceleme olmuş. Sadık Usta'nın her kitabı kendi içerisinde apayrı evrenlere, kurgulara sahip eşsiz birer eser zaten. Buradakilerin de diğerlerinden farkı yok. Klasik fantastik öğelerden sıkılıp kaliteli ve farklı bir şeyler arayan herkese şiddetle tavsiye olunur.
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile