Vitrin


İNCELE

Korkak ve Canavar İncelemesi

İNCELEME: MÜMİN CAN


Fantastik edebiyatta, 20. Yüzyıl boyunca verilen eserlerle bir gelenek oturtmayı başardı. Tümüyle yeni bir dünya tasarlamak, bu geleneğin imzası oldu. Türk edebiyatı ise bu imzayı kullanan yazarlarla tanışmak için 21. Yüzyılın başını beklemek zorunda kaldı. Perg Efsaneleri serisi, bu geleneğe selam durarak, ancak orijinal bir öz de vaat ederek karşımıza çıktı. Korkak ve Canavar da bu seriye girişimizi sağlayan kitap. Türk edebiyatında bir dönüm noktası olması bakımından okunup incelenmeye değer bir eser.

   Genelde romanlar, karakterleri tanıtan ve ortamı betimlemeye ağırlık veren durağan sahnelerle başlar. Korkak ve Canavar ise tam aksine aksiyonu en başından vermeye başlıyor. Barış Müstecaplıoğlu, bu şekilde başladığı romanında, ilk iki bölüm boyunca romanımızın en önemli iki karakterini; Leofold ve Guorin’i tanıtıyor. Ama sıkıcı betimlemelerle değil, onların maceralarının içerisine bizleri atıvererek yapıyor bunu.

   Bir yandan Leofold’un canavara dönüştüğü acılı sürece tanık olurken, bir yandan korkaklığıyla yaşamını mahveden Guorin’le bilinmezliğe sürükleniyoruz. Yolları kesişen bu iki kaybeden, fantastik bir yolculuğun kendilerini beklediğinden habersiz birbirleriyle dost oluyorlar.

   Roman bu noktada, savaşların ve fantastik yaratıkların göründüğü maceralarla iyiden iyiye ilgi çekici bir hal almaya başlıyor. Sonra Geryan ortaya çıkıyor. Öte Diyarlar’ı ve Perg’in dört bir yanını gezmiş bir büyücü o. Peşinde olduğu şey Tshermon’un Kitabı. Kendisine sahip olanı kölesi yapan bu kitap, Perg’i ele geçirmek isteyen karanlık gücün en muazzam silahı olarak Perg’e dehşet saçıyor.




   Üç kahramanla zorlu ve bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğa çıkıyoruz. Üçünün de kendilerine göre avantajları ve zaafları var. Korkak Guorin, büyülü kılıç Gorba sayesinde içindeki savaşçıyı ortaya çıkaradursun, Leofold özlemin kıskacında, Geryan ise karanlıkta kalmış geçmişini paylaşmakta kararsız.

   Kitapta orijinal yaratıklar karşımıza çıkıyor. Devasa uçan canavarlar, kendilerini bulundukları boyuttan soyutlayıp görünmez olabilen gerf kedileri (en orijinalleri bunlar bana göre), insanları birbirine düşüren deniz canavarı ve daha fazlası.

   Akıcı üslubun coşkunluğuyla hayal gücünün atını dörtnala koşturan yazar, renkli bir şölenin ev sahipliğini yapıyor. Kahramanlarla empati kurmamızı, onların korkuları ve acıları ile ruhumuzun yoğrulmasını ve başardıkları ile rahatlamamızı sağlıyor. Aslında tüm hikaye anlatıcılarının peşinde olduğu şeydir bu. Okuru memnun kalacağı bir gezintiye çıkarmak, onu sağ salim oralarda dolaştırmak ve ona yoldaşlık etmek. Tüm bunların arasında, satır aralarına yerleştirilmiş tartışmalarla düşünmesini sağlamak da lazım. Yazar, bizi bundan da mahrum bırakmıyor.

   Korkak ve Canavar hikayenin içinde olmaktan hoşlananlara göre bir kitap. Uzak diyarları düşleyenler, denizlerdeki canavarları hayal edenler, gizemli şehirlerin içini görmek için surlarda birikmiş meraklılar, kısaca tüm macera tutkunları için ideal bir okuma.

   Tshermon mu kazanacak? Yoksa kötülüğü önlemek için uğraşan dostlarımız mı? Öğrenmek için sayfaları çevirmeye başlayabiliriz artık.


 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile