Vitrin


İNCELE

En Yerli Fantastik Kurgu: Anatolya Efsaneleri


İNCELEME: KADİM GÜLTEKİN

Yerli fantastik edebiyata dair genel eleştiri, kendi kültürel öğelerimizin kullanılmayışı, bize özgü fantezi unsurlarının ön plana çıkarılmayışı yönündedir. Bu sorun yabancı fantastik eserlerin baskınlığından ve bugüne kadar Batı’nın hayal gücüyle hayal kurmamızdan kaynaklanmaktadır esasında. Böylesi bir altyapı söz konusu olduğu için yerli fantastik edebiyatın istenilen noktaya varması hususunda problemler yaşanıyor.

Ama bu sorunların son dönemlerde yayımlanan bazı kitaplarla aşılmaya başlandığını görebiliriz. Hatta epey yol kat ettiğimizi söylemek mümkün. İşte bu yazının konusu olan “Anatolya Efsaneleri – Gümüş Roya ve Yazgı Tacı” isimli eser, belki de şu ana kadar yazılmış en yerli fantastik kurgu.

Burada fantastik kurgu söyleminin altını çizmek gerek. İçeriğinde olağandışı unsurlar barındıran eserler fantastiktir. Fantastik edebiyat geniş bir alanı ifade eder. Ama fantastik kurgu tamamen hayal ürünü bir dünyayı anlatır bizlere. Bambaşka bir evren, bambaşka bir dünya düzeni söz konusudur. Yüzüklerin Efendisi, Ejderha Mızrağı gibi kitaplarda olduğu gibi.

Anatolya Efsaneleri de fantastik kurgu türünde bir eser. Anatolya adı verilen bir evrende geçiyor olaylar. Kitap bu yönüyle ilk elinize aldığınızda algınızda bazı yanılgılar yaratabilir. Bunun Anadolu’da geçen birtakım gizemli hikâyelerin anlatıldığı bir eser olduğunu düşünebilirsiniz. Ama Anatolya, yazarın kurguladığı farklı bir dünya. Tolya Ana isimli bir kurtarıcının ismini alan bu büyük toprak parçası birçok açıdan bize özgü yönler barındırıyor içinde.

Çoğu karakterin ismi Türk ismi. Mekânlar, yaratıklar, nesneler ve olaylarlar da yine Türk kültüründen izler taşıyor. Ama elbette ki kitabın konu ve kurgusu gereği bunların hiçbirinin bizimle, gerçek dünyamızla en ufak bir ilgisi yok. Yazar, meydana getirdiği evreni var ederken bunun bize özgü olması için gayret etmiş o kadar. Bizim kültür ve medeniyet yapımıza yakın bir paralel evren hayal edin. Bizimle hiçbir alakaları olmadığı halde bize benziyorlar. Ama arada büyük bir fark var; Anatolya toprakları büyü ile yoğrulmuş, mistik, esrarengiz, ürkütücü ve aynı zamanda göz kamaştırıcı…

Kitabın konusunu genel hatlarıyla ele alacak olursak;

Anatolya, Kadim Tanrılar’ın zulmünden Tolya Ana isimli bir cadı tarafından kurtulmuştur. Yüzyıllar sonra, Aziler adı verilen ve kendilerini Kadim Tanrılar’ın elçisi gibi gören radikal bir grup yeniden Anatolya’ya hükmetmeye başlar. Kullandıkları silah ise Ateş Vebası denilen bir hastalıktır. Bu hastalığı yayarlar ve hastalığın tek ilacı Tanrılar’ın kanıdır. Bu kanı insanlara zorla içirirler. Kanı içen Aziler’in kölesi olur. Aziler Anatolya’ya hızla yayılmaktadır.

Kitabın girişinde olan ve olayların tetikleyicisi öykü budur. Diğer yanda ise Ateş Vebası’nın henüz ulaşmadı topraklarda yaşayan Serkis isimli genç bir adam ve aşırı dinci bir tarikatın elinden kaçan Peri isimli büyücü bir kadın vardır. Bunların yolları bir şekilde kesişir. Serkis topraklarına gelen ve kendisine Tanrı kanı içirmek isteyen Aziler’e baş kaldırır. Peri ve başka karakterler de ona yardım ederler. Esasında Serkis henüz keşfetmediği birtakım büyük güçlere sahiptir. Hep birlikte Anatolya’yı Azi tehdidinden kurtarmak için harekete geçerler. Bu mücadeleye katılanlar tek bir isimle anılır; Anatolya Efsaneleri…

Kitabın konusu genel olarak böyle. Detaylara elbette ki değinmeyeceğim ama son derece sürükleyici bir hikâyenin sizleri beklediğini söylemem gerek. Serhan Vural, oluşturduğu dünyanın arka planını son derece başarılı bir şekilde kurmuş. Detaylı ve sağlam bir öyküsü var Anatolya’nın. Kitap boyunca geçmişte yaşananlara dair epey şey öğreniyoruz. Aslında bu ilk kitabın daha çok zemini oluşturduğunu söylemek mümkün. Olaylar sürükleyici ama kitabın boyutunu göze aldığınızda daha fazla aksiyon beklememiz gerekir. Ara hikâyelerin ve konuşmaların çokluğu nedeniyle, aksiyonun dozu yer yer azalmış. Özellikle ilk 150 sayfalık kısımda bu çok belirgin. Yine de bunun kitabın bütününe zarar verdiğini söyleyemeyiz. Her ne kadar olaylar yavaş ilerlese de Anatolya’nın atmosferi sizi içine çekiyor ve bir sonraki bölüme merakla geçiyorsunuz. 

Yazar nesnelere, kişilere ya da mekânlara isim verme hususunda son derece başarılı. Bunu bizim kültürümüze benzediğini zaten söylemiştim. Birkaç örnek verelim o halde: Bir çeşit büyülü yolculuk aracı olan bir yaratığın adı ‘Seferdar’. Büyü okulunun talebelerine ‘yetme’ ismi vermeyi uygun gören Vural, ‘karakura’, ‘azapkurdu’ gibi yaratıklarla da kitaba zenginlik katmış. Buna benzer pek çok örnek var Anatolya Efsaneleri’nde ve hiçbiri eğreti durmamış, hepsi kitabın atmosferini başarılı bir şekilde tamamlamış.

Yazarın kullandığı dil akıcı ve en ufak bir pürüz barındırmıyor içinde. Sayfalar hızla akıyor. Kitabın başarılı bir düzeltiden geçtiğini de görmek mümkün. Temiz bir eser.

Bol karakterli ve içinde sayısız gizem barındıran Anatolya Efsaneleri, son bölümüyle de takdiri hak etmiş. Okuru kesinlikle tatmin edecek başarılı bir son. Aynı zamanda ikinci kitaba olan köprü de burada kurulmuş. İkinci kitabın, yazarın artan tecrübesinin de etkisiyle epey iyi olacağını tahmin ediyorum ve şimdiden merakla beklediğimi söylemem gerek.

Fantastik kurgu alanında çok az örneğe sahip olan Türk fantastik edebiyatında, kendisine şimdiden sağlam bir yer edindi Anatolya Efsaneleri. En ufak bir klişe taşımayan, klişe olarak gördüğünüz kimi yerlerde de derhal bu algınızı yıkan bir kitap. Devamıyla daha da ses getireceğine inanıyorum ve yazarını tebrik ediyorum…


 

Yorumlar  

 
+4 #1 2012-03-17 11:04
Roman gerçekten çok ilgi çekiciydi, bu incelemeden sonra romanı okudum. Yalnız dikkatimi çeken bir şey var. Bu roman en yerli fantastik kurgu diye tanıtılmış ya. Aslında tek gerçek türk fantastik kurgu diye tanıtılmalıydı. Piyasada türk fantastik edebiyatı kitapları var ama türk fantastik kurgu yok. Türk yazarın yazdığı fantastik kurgu demiyorum yalnız, Türk Fantastik Kurgusu diyorum. Bu gerçekten de tek gerçek Türk Fantastik Kurgusu... Yazarını tebriklerimi sunuyorum.
Alıntı
 
 
+1 #2 2012-03-22 11:59
Çok harika yazılmış. Okuduğum bir sürü romandan çok daha iyi. Herkesin kendisinde bir şeyler bulabileceği bir roman.
Alıntı
 
 
#3 2012-03-23 20:02
İnanılmaz bir hayal gücü. Kitaptaki karakterlerden tutun, arka plandaki öykülerin hepsi özene bezene düşünülmüş ve anlatılmış. Özellikle kitaptaki araf cadılarının ormanı ve onların fısıltıları, o atmosfer şahaneydi. vaiz mertin davranışları falan, inanılmazdı, katil bir adamın kendisiyle gurur duyuşu... Bu inceleme için teşekkür ederim. Çünkü bu incelemeden sonra okuma isteği uyandı bende.
Alıntı
 
 
+1 #4 2012-03-26 08:57
Çok harika bir aşk hikayesi, çok güzel bir dünyayla bütünleştirilmiş. hem göz kamaştırıcı, hem korkutucu. zorla bir dini benimsetmeye çalışanlar, korkunç cadılar, en ince detaylarına kadar sürükleyici fantastik bir serüven ve kitabın sonu filmlerde bile olmayacak kadar güzeldi. hayat bağı, imkansız aşklar. inceleme için ayrıca teşekkür ediyorum, böyle yazarlara da şans tanıdıklarından dolayı.
Alıntı
 
 
#5 2012-03-26 18:18
Sağlam bir kurgu ve güzel bir anlatımla buluşmuş. anatolya gerçekten inanılmaz.. cadıların sesleriyle yaptıkları büyüleri çok beğendim.
Alıntı
 
 
#6 2012-03-28 11:59
Özellikle arka plandaki aşk hikayesi fantastik kitaplarda pek rastlanmayan cinstendi. kitap zaten her haliyle özgün olduğunu belli ediyordu. buradaki incelemesini çok beğendim. Daha önce okuduğum birçok amerikalı ingiliz yazardan çok daha başarılı bir evren bu. Kadim Bey'in dediği gibi hiçbir isim hiçbir fantastik öğe eğreti durmamış. Serhan Vural'ı tebrik ederim. Adamakıllı yazılan ilk yerli fantastik kurgu. Kitaplarının takipçisi olacağım.
Alıntı
 
 
+1 #7 Arkenon 2012-06-27 09:26
Quoting Hale:
Roman gerçekten çok ilgi çekiciydi, bu incelemeden sonra romanı okudum. Yalnız dikkatimi çeken bir şey var. Bu roman en yerli fantastik kurgu diye tanıtılmış ya. Aslında tek gerçek türk fantastik kurgu diye tanıtılmalıydı. Piyasada türk fantastik edebiyatı kitapları var ama türk fantastik kurgu yok. Türk yazarın yazdığı fantastik kurgu demiyorum yalnız, Türk Fantastik Kurgusu diyorum. Bu gerçekten de tek gerçek Türk Fantastik Kurgusu... Yazarını tebriklerimi sunuyorum.


Orkun Uçar'ın Derzulya Serisi'nin ilk kitabı ASİ de yerli fantastik nitelikler taşıyor. Bu yüzden "tek" ibaresini kullanamadım. "En" daha uygun oldu :)
Alıntı
 
 
+1 #8 2012-08-19 12:11
Türk fantastik edebiyatına böyle bir eser kazandırdığı için Serhan Bey'i tebrik ederim. İsimleri ve karakterleri son derece güzel işlenmiş, bir yabancı roman özentisi olmaması da çok güzel.

İnceleme yazısında emeği geçen Kadim Bey'e de ayrıca teşekkürler, sayenizde okudum.
Alıntı
 
 
#9 2014-05-14 16:13
"Bambaşka bir evren, bambaşka bir dünya düzeni söz konusudur". Aslında fantastik edebiyatta bambaşka bir evren söz konusu değildir, çünkü İNSANIN HAYAL GÜCÜ ALGISI, BİLGİSİ VE DENEYİMLERİYLE SINIRLIDIR. O yüzden fantastik edebiyat aynı konular etrafında döner dolaşır. Bir bilim-kurgu ve fantezi edebiyatı takipçisi olarak ne dediğimi biliyorum. İnanın bana, algılayamadığınız şeyi bilemez, bilemediğiniz şeyi tarif edemez ve yaşamadığınız duygu ve olayları aktaramazsınız. Üzgünüm ama gerçek bu.
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile